Ana içeriğe atla

Yağmur Kesiği / Uğur Yücel

Lefteri üç gün toprak altında kalmıştı...

Sırtında kırbaç izleri. Sırtı paramparça. Karnını deşip kemiğe saplanmış lakerda bıçağı.
Köpekler burunlarını toprağa vermiş, en pes seslerden ağlıyor. Denizkızları bir bir gırtlaklarını kesip kayalara vuruyor diri bedenlerini.
"Ave Maria" söylüyor koro.
"Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed," diye bağırıyor kurbanlık koyunlar.
Karlar örtüyor eflatun şallarını köyün üstüne. 
Lefteriyi çarmıha gerdiler.
Ve o hiçbir şey demedi. 
Rakılar, esrarlar ağladı.
"Ölüm Allahın emri ayrılık olmasa," dedi kedi imam.
Helal ettiler haklarını. 
Lefteri gömüldü.
Sevgilisi Melina Ratsisin yanına. 
Sarıldılar.
Bıçağı söktü aldı karnından Melina. Bir bir yaralarını sevdi okşadı. Gözlerini öptü. Saçlarını koparıp bedenine sürdü. Mezarın diplerine çekti Lefteriyi. Çekildikçe su geldi çekildikçe deniz, indikçe tuz geldi burnuna. Balıklar öptü gözlerini. "Derin nefes al sevgilim," dedi Melina. Son nefesini aldı Lefteri.
Daldılar derinlere derinlere. Denizkızı Melina sevdasına kavuştu. Denizin bittiği yerlere gittiler, Karya mezarlarına, yüksek manastırlara...
Onlar çağırmadı bu olup biteni. Bu felaket klavyeleri. Bu yarılmış kar tepelerinden fırlamış ten kokusu.
Oluk oluk.
Onlar bağırmadı.


/_np/0829/18850829.jpg






















En çok ne zaman yazdınız? Aşıkken mi, acı çekerken mi, parasızken mi, zafer sarhoşuyken mi, ne zaman? 

- İlk sayfalardaki öyküyü 1974’te yazmıştım. Divanyolu’nda dayımın avukat bürosu vardı. Okula çok yakındı. Daktiloyla yazmıştım. Ama birkaç gün kütüphanede dolaşarak. Sonra kaybettim. 81 yılında bir sürü dosya arasından çıktı. Okuduklarım korkunç gelmişti bana. Ama güzel bir hikâye vardı özünde. 1982’de çok âşık olduğum kıza sükse yapmak için tekrar yazdım. Baktım ki çok değerli buluyor yazdıklarımı, daha çok yazdım. Sonra çocuğumuz oldu aşktan. Ama aşk için yazmak çok uçucu bir his. Aşkla piyano çalar gibi yazar insan.


Röportajın devamı için  tıklayınız


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Blogumu İzleyenler Çoğalıyor

Doğruyu söylemek gerekirse birkaç kez kendime blog açıp, aylarca uğramayıp, şifremi ve blogumun adını unuttuğum çok oldu Bu sefer azmettim, devamlı yazacağım, güzel şeyler paylaşacağım dedim Şimdilik iyi gidiyor (bence) :) En önemlisi de blogumu izleyen tam 16 blogdaşım olmuş :)) Neden bu kadar sevindiğime gelince 16 benim uğurlu sayım :) Bakalım günümün geri kalan kısmında ne gibi güzellikler olacak Bu post yayınlandıktan bu yana 264  takipçim oldu , mutlu muyum neyim :))

Öğretmenler Günü Hediyesi

Bugünlerde pek çoğumuz çok değerli öğretmenlerimiz için güzel ve orijinal hediyeler aramakla meşgulüz. Ben ise gelen siparişleri yetiştirmekle meşgulüm. Severek yaptığım yastıklarımdan biri daha , değerli bir öğretmenimize hediye olarak gideceği için çok mutluyum. Sipariş ve sorularınız için buraya tıklayabilirsiniz .

Sürpriz Tamamdır

Pek çoğunuzun tahmin ettiği gibi sürpriz hazırlığım çekiliş ile ilgiliydi. Çok kısa bir sürede çok fazla blogdaşımın olması ve takibimdekilerin 100'e yaklaşmasının şerefine :) bu çekiliş artık gerçekleşmeli diye düşündüm... Anneler günü de yaklaşmışken belki genç bir anneye, ya da bir anne adayına, belki de bir anneanne ya da babanneye ulaşacağını tahmin ettiğim çam sakızı çoban armağanı bu şirin kolye ve bilekliği şanslı bir kişiye ulaştırmak istiyorum... Çekilişe katılmak için: 1- Sayfamı takip etmeniz yani blogdaşım olmanız :)  2- Bu postu Blogunuzda ya da web sayfanızda paylaşmanız 3- Bu posta yorum yapmanız 4- Paylaştığınız sayfayı yorumunuza eklemeniz yeterli Sizleri fazla yormayacak bu kolay şartları gerçekleştirdikten sonra 10 Mayıs Perşembe günü (Saat 16:00'da) çekiliş sonucunda belki de kendi isminizi görebilirsiniz  Benim asla vazgeçemediğim nazar boncuklarını sizlerin de sevdiğini düşünere...