Bu Blogda Ara

Çarşamba, Aralık 10

Silverline ve Yağız İzgül ile “Hikayesi Tadında Yemekler”

Bugüne kadar teknolojik, fonksiyonel, şık ve çevreci ürünler ile mutfaklarımıza ulaşan Silverline, şimdi de “Hikayesi Tadında Yemekler" ile yine bizlerle.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Pazar, Haziran 15

Babalar Günü Sürprizi

Yeni bebeğimiz ve ablası adına, babamıza sürpriz çikolata hazırladım. Gerçekten güzel bir sürpriz oldu. Beğenilmesi ve afiyetle yenmesi de cabası...


Önce babamızın sevdiği çikolatayı aldım, paketinin üzerine afilli bir çerçeve hazırladım. 


Sonra çikolatanın kendi paketini çıkarıp elişi kağıdı ile kapladım.


Çerçeveyi de üzerine yapıştırdıktan sonra şeffaf poşete koyarak paket yaptım.

Hediyemiz hazır :) 


Pazar, Mart 16

Blogumun Misafiri Sevim'in İşleri

Bloguma yeni bir misafirim geldi, hoşgeldi sefa geldi :) Kendisini ve blogunu anlattığı güzel fotoğraflarla süslü yazısını sizlerle paylaşarak, sizin de tanısmanıza vesile olayım.
Ayrıca siz de misafirim olmak isterseniz detaylar burada mevcut.
 
Bugün yeni katıldığım blog dünyasında gezerken sizin misafir blogculuk
yazınıza rastgeldim. Üzerinden yıllar geçmiş, belki de artık yapılmıyor ama
gene de şansımı denemek istedim. Böylece hem ben de yeni geldiğim bu
dünyada sesimi duyurma, "ben buradayım" deme fırsatı bulurum hem de
insanlar belki benim motiflerimden kendilerine yeni şeyler uydururlar diye
düşündüm.
  Adım Sevim. Bir ev hanımıyım. Kızım bir kaç sene evvel 1 Kadın 1 Erkek
dizisinde bir battaniye beğendi. Battaniyeye bakınca kızımın öve öve
bitiremediği motifin bizim bir zamanlar her köşeye bir tane attığımız
motifler olduğunu gördüm ve kızıma battaniye örmeye karar verdim.
  Tabi ki de bu işi kızım için rengarenk yünler alarak da yapabilirdim.
Belki öyle daha renkli bile olurdu. Ama ben eskiciyim işte. Ev hanımlığı,
eskiyeni değerlendirme, hiç bir şeyi ziyan etmeme ruhumda var benim :) Ben
de evde kullanılmayan yünleri buldum, kullanılmayan kazakları söktüm, yarım
kalmış ve belli ki bir daha hiç tamamlanmayacak işleri bozdum ve kızıma
battaniyeyi ördüm.
  Ev hanımlığı, annelik bana göre çok kutsal. Ama hafif de nankör sanki.
Altlarını aldığım, beslediğim, her sıkıntımda koşup onlara sarıldığım
yavrularım bütün gençlik yıllarım boyunca tek ilgi odağımdı. Yıllar geçip
büyüdüklerine şahit olmak beni yıkıma uğrattı. Ne vardı sanki onlar hep
çocuk kalsalar, şuralarda koşuştursalar... Ben de hep onların başında
kalabilsem...
  Ama yaşam bir devir daim. Şimdi zaman onların büyüme, eş olma, anne-baba
olma zamanları! Bizlerse yavaş yavaş sahnenin köşesine çekiliyoruz, başrolü
kendi yetiştirdiğimiz biricik oyuncularımıza devrederek. İtiraf etmeliyim
ki bu süreç beni biraz üzdü. Belki biraz depresyona sürükledi. Ama sonra bu
meşgaleyle kendime geldim, hayata yeniden bağlandım. Belki başkaları da
görüp bağlanır diye umuyorum şimdi. Bunları da sizin sayfanızda paylaşmak,
daha fazla kişiye sesimi duyurmak istedim.
   Hepiniz mutlu kalın!
   seviminisleri.blogspot.com
 
 
 

 
 
 
 
 
 

Cuma, Mart 7

Bebek Hazırlıkları - Lavanta Kesesi



Bebeğimize kavuşmamıza -hersey yolunda giderse- 4 haftamız kaldı. Hazırlıklarımız tüm hızıyla devam ediyor. Hastane çantamız hazır, kıyafetlerimiz yıkanıp ütülenip dolabına yerleştirildi. Hastaneye gelecek olan misafirlerimiz için lavanta keselerimizi de kendim yapmayı tercih ettim. Elimden geldiği kadarıyla keselerimizi hazırladım ama kurdelem yetmediği için yarım kaldılar :) Ben yine de hazırlıklarımızın fotoğraflanmış kısımlarını sizlerle paylaşmak istedim ki mutluluğuma sizler de ortak olun :) Bakalım beğenecek misiniz?




Çarşamba, Şubat 12

Erkekleri Gerçekten Tanıyor musunuz?

3 gün boyunca 1 soru sorulacak ve gün sonunda sorulan soruların cevapları Erkekpaketi.com'dan alınacak. Doğru cevabı verenler arasından hergün bir kisi Özel Hediye Paketi kazanacak.

Haydi bakalım bol şanslar.

Pazar, Şubat 9

Bu'Günlük

Öncelikle, minik bir açıklama ihtiyacı hissettim. Gelen bazı siparisleri istemeyerek de olsa geri çevirmek zorunda kaldım. Özür dilerim.
Hamileliğim 33. Haftasındayım. Gayet güzel heyecanlı ve keyifli gidiyorken, geceleri uykusuzluk, kramplar, yalancı sancılarla, off 'layıp puff'layan bir anne adayına dönüstüm. 
Cuma günü işten ayrıldım , artık son haftalarımı evde hazırlıklara yoğunlaşarak ve çoğunlukla dinlenerek gecirmeyi düsünüyorum. Büyük kızımın "anneeee" diye peşimde dolanmalarını ve istekleriyle beni çıldırtmasını saymazsak 😄
Blogumu bile ihmal ediyorken, siparisler için biraz (!) daha zamana ihtiyacım olacak, anlayışınız için teşekkürler.





Foto alıntıdır
http://www.mdspa.ca/skin-care-ingredients-to-avoid-during-pregnancy-breastfeeding?id=789

Cuma, Ocak 17

Lavanta Kesesi

Kumaştan lavanta kesesi yaptım ama fotoğrafta kurdelenin güzelliğini bir türlü yansıtamadım 
Yeşil ve pembeyi o kadar güzel bir araya getirmişler ki, pembe kareli bu cici kumaşın üzerinde harika duruyor. 

Perşembe, Ocak 9

Şekibe Hanım'ın Günlüğü

O gece tercümeyi baştan sona okudu.
Küçük yaşında dalından koparılarak Mısır yollarına sürüklenen zavallı Şekibe gözlerinin önünden geçti. Mısır'daki gurbeti, vatana duyulan hasreti, Türkçe'ye duyulan açlığı benliğinde duydu.Çanakkale savaşlarında İngilizlere esir düşerek Mısır'a götürülen Türk esirlerinin sefaletini Şekibe'nin gözüyle gördü. İnsanlık dışı davranışlara maruz kalan esirlerin çığlığa dönüşen haykırışlarını duyar gibi oldu. Aç, sefil, yaralı askerlerin bir parça kuru ekmek için dilendiklerini okuyunca insanlığından utandı. Türk esirlerine yardım etmek için çırpınan Şekibe, yanı başında belirdi, insanlık anıtı oldu. Türk esirlerinden birine doğru gönlü kayan Şekibe'nin aşkına saygı duydu. Vatan hasreti şekil değiştirdi aşk oldu, sevda oldu. Vatan aşkı ile sevgiliye duyulan aşk özdeşleşti, özdeş oldu. Hangisi yare duyulan, hangisi vatana duyulan aşk olduğu birbirine karıştı. Zaten vatan sevgili, sevgili de vatan gibi değil midir?
Şekibe'nin en çetin sınavlardan başarıyla çıkışına, en karmaşık sorunlar karşısında bile dimdik duruşuna bizzat şahit oldu. Mısır'da yapacak işi, bağlanacak bir bağı kalmayan Şekibe ile birlikte gemiye binip İstanbul'a geldi Asaf Hoca. Yapayalnız bir kadının, yıllar sonra döndüğü İstanbul'da kendi ayakları üstünde dimdik duruşunu gururla izledi. Yuva kuruşunu, eş oluşunu, ana oluşunu, yavrularına kol kanat oluşunu saygıyla, gururla gördü.

Son zamanlarda nefesimi tutarak, bir sonraki sayfada acaba neler olacak diye merakla okuduğum ve son sayfaları okurken gözlerimdeki yaşlardan harflerini zor seçtiğim sürükleyici bir kitap.
Bugünlerde duygusal bir dönem yaşıyorsanız ya da duygusallıktan vazgeçemeyen bir yapınız var ise, tam da bu zamanda okunası bir kitap.
Tavsiye ederim.

Yazarın ilk kitabını da heyecanla ve soluk soluğa okumuştum .
Her iki kitabın tadı da birbirinden farklı, birbirinden güzel. İlk kitabı okumanızı da isterim doğrusu.


O gece yattılar. Mustafa yine her günkü saatte kalktı, hazırlanıp çıktı. Havanın dünkünden farkı yoktu. Arabayı çalıştırıp avludan çıkarken kafası karmakarışıktı. Bir yanı "Jandarmaya gitmelisin" derken, diğer yanı, "Hele birkaç gün yat kulağının üstüne, bekle." diyordu.

Köyden çıkıp, yokuş aşağı ilerlerken, sanki bir yerlerden birileri çıkacak, kurşun yağmuruna tutacakmış gibi geliyordu. Dün gece bir şeye çarptığını zannettiği yere gelince, hiç istememesine rağmen durup indi. Eline el fenerini aldı, şarampole doğru tuttu. İki taraftta gidip gelerek her yere dikkatle baktı. Ne bir fren izi, ne bir kan lekesi, hiçbir şey göremedi. Hatta yoldan çıkarak çamların arasına bile baktı. O kadar korkuyordu ki, elinde tuttuğu feneri düşürecekti neredeyse. On dakika kadar aramasına karşın bir şey bulamayınca, içi rahatlar gibi oldu. Acaba dün gördükleri bir hayal miydi? Hani olur ya, insan bazen güpegündüz bile olmadık şeyleri, varmış gibi görebilirmiş. İyi de, silah seslerine ne demeli? Onlar da mı hayal?



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...