Minibüse bindim, nasıl da yağmur yağıyor. İnsanlar koştura koştura bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Ben de şirketten 1 saatliğine aldığım iznin, son dakikaları olmasından dolayı, gittikçe artan stresle baş etme çabalarındayım. Yağmur da yağmur değil, ahmak ıslatan, suratına suratına çarpıyor insanların. Bir yandan minibüste olduğum için şükrediyorum. Tam o sırada tiz bir ses arkamızdan bize yetişiyor "minibüs amca, minibüs amca" :)) Kapı açılıp cici kız babaannesiyle birlikte minibüse biniyor,bir yandan söyleniyor "oh yetiştik minibüs amcaya" :) gülümsetiyor herkesi. Binmeden önce kapattığı kendi gibi cicili bicili şemsiyeyi babaannesine verirken, ani bir frenle ayaktaki bizler önce hızla öne, ardından geriye sendeliyoruz. Bizim cici kız basıyor kahkahayı :) ama ne gülmek , sanırsınız lunaparkta eğleniyor. Sendelemenin etkisiyle bana çarpmasından rahatsız olan babaanne sıkılarak özürler diliyor. Ne gerek var, çocuk o , bize göre ani bir...