Bu Blogda Ara

Perşembe, Şubat 21

Süslü Bebek Patikleri

Önceki postta aceleci davranıp tek olarak fotoğrafladığım patiklerimin bitmiş halini sizlerle paylaşıyorum .
Satın almak için emeksensin dükkanıma uğrayabilirsiniz.





Çarşamba, Şubat 20

KREPLİ PASTA

Fotoğrafını görerek henüz tatmadan, kesinlikle harikadır diye düşünerek paylaşmak istedim bu güzellikleri.
Fotoğraf ve tanıtım buradan , tarifi ise şuradan ...
Afiyet bal şeker olsun :)


Bebek Patiği

Diğer tekini yapana kadar sabredemediğim için tek olarak fotoğrafladım.
Süslü kızlara cicili bicili keçe patik...
Farklı modellerde dizayn edilebilir.






















Son halini görmek ve satın almak için tıklayınız

Cumartesi, Şubat 16

Çayın Yanına İki Dilim Aşk

Sevginin günü olmamalı aslında, seviyorsan günlerle aylarla anlamlandıramazsın değil mi?
Ama işte adı üzerinde sevgililer günü diye, ille de o güne özel olmalı bazı şeyler.
Özel olsun diye çayın yanına iki dilim kek koyayım dedim.
Kalp şeklinde kek pişiremediysem, kare kare kestiğim kek dilimlerini, kurabiye kalıbıyla,
kalp dilimli kek haline getirdim.
İki dilim, iki aşk, biri kızım, biri ben. Eşim de bizi tamamlayan demli çay.
Daha ne olsun, AŞK olsun.





Cuma, Şubat 15

Çocuk Olmak



Minibüse bindim, nasıl da yağmur yağıyor.
İnsanlar koştura koştura bir yerlere yetişmeye çalışıyor. 
Ben de şirketten 1 saatliğine aldığım iznin, son dakikaları olmasından dolayı, gittikçe artan stresle baş etme çabalarındayım.
Yağmur da yağmur değil, ahmak ıslatan, suratına suratına çarpıyor insanların.
Bir yandan minibüste olduğum için şükrediyorum.
Tam o sırada tiz bir ses arkamızdan bize yetişiyor "minibüs amca, minibüs amca" :)) 
Kapı açılıp cici kız babaannesiyle birlikte minibüse biniyor,bir yandan söyleniyor "oh yetiştik minibüs amcaya" :) gülümsetiyor herkesi. 
Binmeden önce kapattığı kendi gibi cicili bicili şemsiyeyi babaannesine verirken, ani bir frenle ayaktaki bizler önce hızla öne, ardından geriye sendeliyoruz.
Bizim cici kız basıyor kahkahayı :) ama ne gülmek , sanırsınız lunaparkta eğleniyor.
Sendelemenin etkisiyle bana çarpmasından rahatsız olan babaanne sıkılarak özürler diliyor.
Ne gerek var, çocuk o , bize göre ani bir frende tehlike , ama onun için eğlence.
Mühim değil diyorum, benim kızım da aynı yaşlarda, rahat olun , o gülsün, çocukluğunu yaşasın.
Her frende cici kız biraz daha eğlenip, biraz daha kahkaha atıyor.
Tıklım tıklım minibüste yer veren olmadığı için(!) cam kenarındaki tutacaklardan birlikte tutup eğlenceye devam ediyoruz.
Benden önce iniyorlar, gülücükler de, eğlence de bitiyor.
Kendi çocukluğum geliyor aklıma , yağmurda sokağa çıkmak için annemizin gözünün içine masum kedi gibi bakışımız ve izni koparınca fişek gibi fırlayışımız ...
En çok, apartmanımızın karşısındaki otlarla kaplı arsada, dakikalarca, ayakkabılarımız çamur olana kadar dolaşıp, yeni asfalt yolda zıplayarak ayak izi yapmak hoşuma giderdi.
Hey gidi.
Ne güzel şey çocuk olmak.

Foto alıntıdır

D.I.Y. Plastik Tabak, Keçe ve Saman

Bu malzemelerden elinizde mevcutsa ve ne yapacağınıza henüz karar veremeyip bir köşeye kaldırıldıysa, aklınızda değişik şekiller oluşması açısından paylaşmak istedim. 






Perşembe, Şubat 14

En Sevdiğim'e ...

Çok severim bu şarkıyı
Hayatımın en anlamlı gününde , nikahımızdan sonra dansettiğimiz en özel şarkılardan biridir 
Yıldız Tilbe,  Ummadığın Anda 

Günün anlam ve önemine uygunluğu tartışılmaz diyerekten, bir kez de blogumdan paylaşayım sevdiğim için ...

 Mektupları, resimleri kaldıramam ki 
Sevdim seni başkasına yar edemem ki 
İki dünya bir araya gelse imkansız 
Seni benden başkasıyla düşünemem ki 
Sevgilim kıskanırlar, yalanlar anlatırlar 
Bizi ayıramazlar aşkın dizinden 
 Ben düşerken yükseklerden uçurumlara 
Aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda 
Şimdi senle hayat rüya, düşlerim gerçek 
Sanki ben hiç yaşamadım seni tanıyana dek 
 Bahar dalı, çiçek dili, yeşilin rengi 
Anlatmanın imkanı yok güzelliğini 
Sana susuz, açım sana, hastayım sana 
Hiç bir sebep seni benden ayıramaz ki 
Sevgilim kıskanırlar, yalanlar anlatırlar 
Bizi ayıramazlar aşkın dizinden 
 Ben düşerken yükseklerden uçurumlara 
Aşkın tuttu ellerimden ummadığım anda 
Şimdi senle hayat rüya, düşlerim gerçek 
Sanki ben hiç yaşamadım seni tanıyana dek

 

Çarşamba, Şubat 13

Bir Mim de Esen'ce 'den


Sevgili Esen'ce beni mimlemiş ne iyi etmiş :))
Ben böyle yazınca kahkahalarla gülmektedir belki de ama insan bir senede hiç mimlenmeyince "kedi ciğere bakar" misali bu hale geliveriyor işte :)

O zaman hiç beklemeden cevaplara geçivereyim ...





En son hangi kitabı okudunuz?
Kiremitte Mantar - Necmi Duygulu (Dayım olur kendileri :)     

Her ay düzenli dergi ya da dergiler alıyor musunuz? İsimleri neler?
Almıyorum :)

Sinema mı, tiyatro mu?
Tiyatro 

Yapmaktan hoşlandığınız şeyler nelerdir?
Kızımla oyun oynamak, el işleri yapmak, takı tasarlamak, yemek yapmak 

Sürekli yanınızda olan 3 eşya nedir?
Cep telefonu, anahtar, yeşil göz kalemi

En sevdiğiniz renk ve sayı?
Yeşil , 6

Daha çok film mi izlersiniz, dizi mi?
Film 

En çok takip ettiğiniz blogların içerikleri nelerdir? Örgü, dikiş, tarifler vs...
El işlerini içeren bloglar , yemek blogları

Sizi en net tanımlayan kelime ?
Tipik terazi 



Liebster Blog Awards adı altında destek projesi geliştirilmiş. Amaç takipçi sayısı 200 den az olan bloggerların trafiğini arttırmak. Mimin kuralı gereği bana sorduğu 11 soruyu cevaplayıp bende 11 tane soru soracağım 11 bloggera...

Benim sorularım 
1-  Ev mi, iş mi?
2- Market alışverişi mi, pazar alışverişi mi?
3- En sevdiğiniz aksesuar hangisi ? Gözlük, saat, yüzük vs...
4- Kediden korkar mısınız?
5- Elektrikler kesilince nasıl vakit geçirirsiniz?
6- Çocukken ne olmak isterdiniz?
7- 62'den tavşan yaptınız mı?
8- Karikatür sever misiniz, takip ettiğiniz karikatürist var mı?
9- Uzun yolculukta hangi aracı tercih edersiniz? Uçak, tren, araba, otobüs...
10- En beğendiğiniz araba markası?
11- Yemek yaparken önlük takar mısınız?


Ben cevaplayacak olan bloggerları seçmeyeceğim, cevaplamak isteyen var ise bu mimin altına lütfen yorum yapsın , teşekkürler :)


Yeni Mim Örgü Tasarımları'ndan

Sevgili Serpil hanımcığım sesimi duyup beni mimlemiş 
Aman da pek bi mutlu oldum , sevinçten dans edesim geldi :)














Mimin konusu nasıl kitap okursunuz ?

Uzun yıllardır sadece işe gidip gelirken serviste kitap okuyorum, o yüzden kitap okurken özel bir mekan veya okuma şekline ihtiyaç duymuyorum.
Kısa ve öz , servisin koltuğuna yaslanıp okuduğum sayfaların tadını çıkarıyorum :))














Peki bu mim'i kimler yanıtlamak ister ?
Yorum bırakın lütfen :)

Salı, Şubat 12

Ne İnkar Ne İtiraf Bu Yalnızca Sitem

Blog dünyasını çok sevdim, yazmayı severim nitekim :) Okumayı da severim , takip etmeyi de ...
Takip edilmek daha bir hoşnut yapar tabi amaaaaaa...
Madem 213 takipçim var niye beni kimse mimlemiyor, niye bana da dolu dolu yorumlar gelmiyor, nerelerdesiniz ey ahali 
Sezen Aksu' mu tercüman olsun hislerime ...

Avon Slip İnto EDT 27.90.TL Ücretsiz Kargo

Avon 'un en sevilen parfümlerinden Slip İnto'ya  katalog fiyatı 27.90.TL'ye ücretsiz kargo imkanı ile sahip olmak isterseniz
e-mail adresimden  bana ulaşabilirsiniz ...


Parfüm detayları için tık tık 

Sanat Dünyasının Acı Kaybı

Çocukluğumuzun en çok güldüren dizilerinden Kaynanalar' da Nuri Kantar tiplemesine hayat veren Tekin Akmansoy bu sabah yaşamını kaybetmiş.
Yaklaşık iki ay önce de Nuriye Kantar (Leman Çıdamlı) aramızdan ayrılmıştı.
Mekanları Cennet olsun . 
Tanımasak da ailemizden biri gibiler TV dünyasının yıldızları...
İşte o yüzden bu kadar hüzün veriyor :( 




Kişiye Özel Çekiliş Haberi

Keyifle takip ettiğim kendine has yorumları olan bloglardan biridir kendileri :))
Alışılagelmiş hediyelerin dışında süpriz bir hediye ile çekilişini duyurmuş .
Ben de sizlerle paylaşayım istedim .
Hepimize bol şanslar :)

Tık tık 

Cumartesi, Şubat 9

Bebek Uyuyor Kapı Süsü Mor Pembe-2

Uyurken bize gülümseyen şirin bebekli "Bebek Uyuyor" kapı süsü.

Sipariş üzerine yaptım , sahibine ulaştı bile :)




Diğer "BEBEK UYUYOR" kapı süslerim 

Halley Pastalı Milföy Kurabiye



Dün akşam dondurucadaki milföylerle ne yapsam diye düşünürken aklıma değişik bir fikir geldi :)
Genellikle milföy hamurunu şerit halinde kesip arasına nutella sürüp rulo yaparak pişirirdim.
Bu sefer nutella yerine halley pastaları ufaladım ve milföyün arasına koyarak pişirdim.
Değişik tadlar denemek isteyenler için tavsiye ederim .
Yalnız ben üzerine yumurta sürmedim ama, önce yumurta beyazına sonra toz şekere batırarak daha tatlı bir lezzet elde edebilirsiniz...
Malzemeler 
6 adet milföy 
2 adet halley pasta (dilim)

Tarifi detaylı anlatmama gerek yok sanırım , fotoğraflarda görüldüğü gibi :)
Milföyler merdane yardımıyla biraz inceltilir, arasına ufalanmış halleyler konur, rulo yapılıp dilimlenir, 170 derece ısıtılmış fırında yaklaşık 20 dk. pişirilir. Afiyet olsun 








Cuma, Şubat 8

Sevgililer Günü İçin Öneriler

Hayatınızdaki en ÖZEL insana 14 Şubat'ta romantik bir sofra hazırlamayı düşünüyorsanız , ben de birkaç öneride bulunmak isterim ...






Kaynak 1, 2, 3, 4, 5

O Kadar Şirinler ki, Paylaşmazsam Olmaz

Marifetli bayan Marta'nın blogunda rastladığım bu şirin fareciklere ve kalplere bakar mısınız ?
Ne kadar tatlılar değil mi?


Bebek Uyuyor Kapı Süsü Mor ve Pembe

Sipariş üzerine henüz doğmamış cici bir kız bebeğe yaptığım kapı süsü...
Keyifle çalıştım...

Dilerim bebişimiz de keyifle ve mışıl mışıl uyur -rahatsız edilmeden- 




Çarşamba, Şubat 6

Sevgililer Gününe Özel Hediye Sepeti


Poşet çayları, sevgililer gününe yakışacak şekilde kalp şeklinde kombinledim.
Benzer desende kupayı da yanına ekledim.
Hasır görünümlü bir sepetin içine de güzelce yerleştirdim.
En sevilen insan için hazır hale getirdim :))


Satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 





Salı, Şubat 5

Cuma, Şubat 1

Nasıl Hatırlanmak İstersiniz?




"Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne?" sözleri hasta odasında 
yoğun sessizlik yaşanmasına neden olmuştu. Geçirdiği ameliyatlardan sonra pek toparlayamamış yaşlı bayan hastamızı ilkokula yeni başlamış torunu ve kızı ziyarete gelmişti. Küçük çocukları hasta ziyaretine kabul etmememiz 
başlangıçta sorun yaratmış, kısa süreli ziyaret için izin koparmışlardı.
Hasta odasında ana kız konuşup dertleşirken torun araya girip sormuştu o
can sıkıcı soruyu. Kafamı eğip elimdeki dosya ile ilgileniyormuş gibi 
yaptım. Hastamız torununu yatağın kenarına oturttu. Ellerini tutarak


 "Şimdi değil, iyileşip eve döneceğim, merak etme. Hemen ölmeyeceğim. 

Ama er veya geç hepimiz öleceğiz" dedi. Torun yanıttan pek tatmin olmuş gibi değildi.
        - Ama bu haksızlık, anneanne. Ölünce onları bir daha göremiyoruz. 

Dedemi çok özledim ben.
        -Merak etme, insanlar ölünce görünmez olular ama hepten yok olmazlar. 
        Torun bir süre anneannesinin boynundaki kolye ile oynayarak düşündü.
Sonra "Peki insanlar ne oluyor, ölünce" diye sordu. 
Anneanne önce bana sonra kızına baktı. Torununun saçını okşayarak;
        -Bir şekilde aramızda oluyorlar  ölenler. Kimi bir renk, kimi tat veya
koku kimi de dokunuş olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptığı
puf böreğini hiç unutmadım. Nerede o kokuyu veya tadı bulsam annemin orada yanımda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarımdaki dokunuş ile hatırlarım.
Nerede bir rüzgar saçlarımı okşasa dedenin yanımda olduğunu düşünür,
sevinirim.

        -Peki sen ölünce ne olup geleceksin, anneanne? 
        -Onu sen bileceksin. Beni nasıl hatırlamak istersen o şekilde geleceğim yanına.


        Ziyaret kısa sürmüştü. Onlar odadan çıktıktan sonra hastamız
torununu çok özlemiş olduğunu belirterek ziyarete engel olmadığımız için teşekkür etti. 
        -Bu küçük torunumu büyüğünden daha çok seviyorum, doktor bey.
        -Torunlarınız arasında ayırım yapmamanız gerekmez mi?
        -Haklısınız ama böyle olmasında biraz kızımın da kabahati var. İlk
çocuğunu çabuk büyütmeye çabaladı. Kendince başardı da. Ama hepimizden uzak soğuk, ağır biri oldu çıktı, büyük torunum. Şimdi hepimiz yakınıyoruz ama iş işten geçti.

        -Neden böyle oldu? 
        -Ne yazık ki, kızım da diğerleri gibi zamane annelerinden oldu. 

Çocuğunu en iyi şartlarda, en iyi okullarda en iyi eğitim ile yetiştireceğim diye tutturdu. Çocuğun almadığı ders kalmadı neredeyse. Bale, piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi kolejlerde okuttu. Onunla birlikte ders çalışıp
sınavlara birlikte girdi sanki. Şimdi adı sanı duyulmuş kolejlerden
birinde okuyor. Ama hepimizden uzaklaştı. Derslerinden başka oyun bilmeyen soğuk ağır biri oldu.
        Bir süre sustu, soluklandı. Elimi tutup yatağında doğruldu.
Yastıklarını düzelttim.

        -Zamane anneleri böyle oluyor, işte. Çocuk yetiştirmeyi
yemek yapmak sanıyorlar. Parayı bastırıp en donanımlı mutfakta en iyi malzemeleri kullanırsa yemeğin mükemmel olacağını hayal ediyor, ortaya çıkan yemeğe bakıp neden lezzetli olmadığını soruyor, kabahati mutfakta veya malzemede arıyorlar. Kendilerine hiç kabahat bulmuyorlar. Halbuki elinin emeği, sabrı, özeni olmadıkça lezzeti yakalayamazsın. Hele bir sarma sarsınlar da göreyim ben onları. Bu kez de "o kadar emek verdim, kimseye yedirtmem" diye tutturur bunlar.  Sanki analarından böyle gördüler. Hayat kolaylaşıp hızlandıkça her şeyin aynı kolaylıkla yapılacağını sanıyor bu zamane anneleri. Çocuklarını da çabuk büyütmeye uğraşıyorlar. Onları hızlı
yaşlandırdıklarının farkında bile değiller.

        -Yani?

     -Çocuk bu, yetiştiği ortamdaki insanlara anne babasına benzeyecek elbet.
Çocuk onlara benzemeye başladıkça anneler kendi beğenmediği yönlerini 
çocuklarında görüp kızıyor, nerede hata yaptıklarını bulmaya çabalıyorlar.
İkinci çocukta ise o ilk heves kalmıyor da öyle kurtarıyor onlar
kendilerini.
        Boğazı kurumuştu. Bir yudum su içip eskiden ailelerin ilk 
çocuklarının ağabey ve abla ağırlığı ile yetiştirildiğini ilk çocukların aileyi iyi yansıtma görevi olduğu için daha değerli olduğunu ama artık devrin değiştiğini ailelerin kendilerini değil de hayallerini çocuklarına yüklediğini ilk 
çocuktan sonra gelenlerin ise daha özgür olgunlaşıp aileye daha çok
benzediğini anlattı.
        Birkaç gün sonra hastamızın baş ucunda suluboya bir resim vardı.
Mavi gökyüzünde sapsarı güneş ve bir de uçurtma uçuran kız çocuğu vardı, 
resimde. 

Hastamız resim ile ilgilendiğimi görünce okumakta olduğu gazetesinden kafasını kaldırıp;

        -Torunum benim için yapmış bu resmi, doktor bey.
Resimdeki kız kendisiymiş. Karar vermiş, ben ölünce resimdeki gökyüzünün mavisi olacakmışım, onun için. Gökyüzüne her baktığında benim yanında olduğumu bilecekmiş, böylelikle. Bu sımsıcak güneş ise dedesiymiş.
  Gözleri dolmuştu. Birkaç damla yaş süzüldü gözlerinden. "Torunumun 
gözünde gökyüzünün mavisi olacakmışım, dedesi de hepimizi ısıtan güneş. 
Daha ne olsun?" dedi. Öğle arasında bahçeye çıktım. 
Yağan yağmurun ardından masmavi gökyüzünde açan güneş, sıcaklığını iyice hissettiriyor, ağaçlar sonbahara hazırlanıyordu.
Ya siz !
Nasıl hatırlanmak istiyorsunuz !!!  ???
Hatırlanma şeklinizi, karşınızdakiler değil, sizin yaşamda bıraktığınız izler belirleyecek...
 Alıntıdır
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...